26 Haziran 2017 Pazartesi

Platon'un Hakkı Platon'a ya da Celal Şengör Nerelerde Yanlış Yapıyor?

Bu akademik bir yazı değil. Deprem uzmanı jeolog Prof. Dr. Celal Şengör'ün televizyonlarda felsefe tarihi hakkında konuştuklarına Platon üzerinden, çok kısa bir şekilde, yanıt vermeyi amaçlıyor. Öncelikle belirtmem gerekir ki, felsefe tarihinin ve felsefe meselelerinin televizyonlarda konuşulması ve bunların birçok kişi tarafından duyulması biz felsefeciler için memnunluk verici bir durum ama bu memnuniyetin gerçekten oluşabilmesi için, konunun uzmanı felsefecilerin de görüşlerine başvurulması gerekir. Deprem olgusunun konuşulduğu bir programda tamamen felsefecilerden oluşan bir konuşmacı grubunun olduğunu ve bu durumun saçmalığını bir düşünün; aynı şey felsefe meseleleri için de geçerlidir. Fatih Altaylı'nın 25. 06 2017 tarihindeki Teketek programında da benzer bir aykırı durum ortaya çıktı: Programın konukları Celal Şengör ve İlber Ortaylı; konuşulan konu Antikçağ Felsefesi. Programda, tahmin edilebileceği gibi, daha çok Celal Şengör Hoca konuştu ve birçok hata yaptı. Bu hatalardan birine örnek: Sokrates öncesi doğa filozoflarından Empedokles'te dört öğenin (hava, su, toprak, ateş) sevgi ile biraraya gelip kavga ile ayrıştıklarını iddia etti Şengör. Bu ancak kısmen doğru olabilecek bir bilgi. Dört öğe temelinde şeyleri bir arada tutan şey, elbette sevgi (philia) ama ayrıştıran şey kavga değil nefret (neikos). Kavga (Empedokles'in kullandığı ifade Yunanca eris: kavga, çatışma vs.) ancak nefretin bir sonucu veya görünür hali. Bu türden küçük hataları bir yana bırakırsak, program bu aşamaya kadar gayet iyi gidiyordu; ta ki Celal Şengör Hoca Platon'dan ve onun saçmalıklarından bahsedene kadar. Şengör Platon'un çok sakat bir kafaya sahip olduğunu söyleyerek başladı (Fatih Altaylı'nın Platon'a "psikopat" demesini bir yana bırakalım; kendisi burada konu dışıdır). Şengör'ün Popper ve Nietzsche üzerinden ve tamamen Pozitivist bir kafa yapısıyla Platon'u değerlendireceği bizim malumumuz olduğu için, meselenin nereye kadar gideceği merakıyla dikkat kesildik. İlkin Platon'a "mistik" dedi Şengör; daha sonra bir "idealar alemi" uydurduğunu söyledi; bu ideları Demiourgos'un kafasına yerleştirdiğini iddia etti; bunun Ortaçağ'daki "üniversaller" tartışmasıyla bağını kurmaya çalıştı; en sonunda da hayranı olduğu Aristoteles'te "saçma" olan ne varsa, ona Platon etkisiyle geldiğini söyleyip, keşke Aristoteles'te bunlar olmasaydı hayıflanmasıyla devam etti. Arada sırf Platon'un hocası olduğu için Sokrates'e laf atıp, "Sokrates'i mahkum edenlerin aslında çok mantıklı şeyler söyleyen insanlar olduğunu" söyledi. "Aristoteles'in Platon öldükten sonra Akademia'dan ayrıldığı" yönündeki tarihsel açıdan tartışmalı yönleri bir yana bırakalım ve Platon'a dair söylediklerine kısaca yanıt verelim:

1) Platon'un mistik olması. Bunun yanıtı çok açıktır: Platon bir mistik değildir. Öncelikle "mistik olan"ın ne olduğunu söyleyelim. Mistik olan, sonsuz varlıkla (ki bu Tanrı olabilir, Bir olabilir, Tao olabilir, ya da Heidegger'de olduğu gibi Varlık [Sein] olabilir) aracısız, dolaysız bağ kuran ya da bağ kurma çabasında olan kişi demektir. Öyle bir bağ kurma çabasıdır ki bu, bu çabanın sonunda daima "akılla açıklanamayan", "akla dayanmayan" bir "hal"i, yani vecd, esrime (ekstasis) halini beraberinde getirir. Böylesi bir mistik hali doğuran temel yeti de Gazali'nin (ya da Plotinos'un ya da Pascal'in ya da Bonaventura'nın) dediği gibi, aklı da aşan bir yeti olan sezgi (intuitio, keşf) yetisidir. Intuitio ya da "sezgi" "doğrudan doğruya, aracısız kavramak" demektir. Bütün mistiklerde, akılla kavranamaz olanın, akla dayanmayan bir yetiyle, bir esrime halinde doğrudan kavranması çabası vardır. Peki Platon'da bu var mıdır? Yanıt: kesinlikle yoktur. Platon'da idealar akılla kavranır; ideaların ideası İyi ideası da akılla kavranır; tamamen bilgisel bir etkinliktir bu. Bu bakımdan, Platon "ziyadesiyle" rasyonalisttir. Hatta Sayın Şengör'ün hayranı olduğu Aristoteles'te bu "sezgi"ye yer vardır da Platon'da yoktur. Aristoteles'te birkaç deneyden sonra tümel kavrama "aklın sezgisel kavrayışıyla" birdenbire ulaşılır; Platon'da ise aklın sezgisel kavrayışı yerine "düşünceyle görme" vardır.

2) İdealar aleminin uydurulması. Bu çok klasik bir yorumdur. Bu yorumun en iyi bilinen örneği Platon'un gelenekle (ve Hristiyan gelenekle) bağını sıkı tutmaya çalışan Protestan teolog Zeller'in yorumudur. Bu yoruma göre, Platon bu dünyayı aşan (transsendent) bir "idealar alemi" tasarlamıştır. Bu genel, Şengör Hoca'nın da araştırmaksızın, sorgulamaksızın kabul ettiği yorum da tamamen yanlıştır. Bu yorumun doğal sonucu, idealara mevcut dünyayı aşan bir yer belirlemek olurdu ki, doğal olarak olmuştur: Tanrının aklı. Bu yorumun saçmalığını anlamak için Parmenides diyalogunda Platon'un ontolojik düzlemde alındığında idea düşüncesinin yarattığı sıkıntıları ortaya koyduğu yerlere derinlemesine dalmaya bile gerek yoktur; Şölen diyalogunda Platon'un Diotima'nın ağzından aktardıklarına bakmak yeterlidir: Güzellik ideası herhangi bir yerde ya da zamanda değildir. İdeanın "belirli bir topos'u" olmaz. Bunu anlamak için, Platon'un "idea" derken ne kastettiğine bakmak gerekir: idea oluş ve bozuluşa tabi olmayan, hiç değişmeyen, görülemeyen (horaton), düşünülen (noeton) yani "ideal" olandır. İdea, mesela bir "sayı"dır; sayının rengi atmaz, kokusu yoktur, dokunmak istesen dokunamazsın, görmek istesen göremezsin, yalamak istesen yalayamazsın, bugün böyle yarın şöyle değildir, karekök oniki Eskiçağ'da da karekök onikidir, şimdi de karekök onikidir vs. vs. İdea, mesela, "Güzel"dir; ama diyelim, bir Beren Saat değildir. Ona da güzel dememizi sağlayan güzellik kavramıdır. İdea, mesela, "Adalet"tir; hep talep edilir, hep adaletsiz durumlarda çağrılır vs. Platon şunu söylemek istiyor: "adalet", adalettir; "devlet" devlettir; "özgürlük" özgürlüktür, başka bir şey değildir; bugün şöyle başka bir gün böyle değildir; burada böyle, Afganistan'da şöyle değildir. Hani bazen sinirlenip, birilerine "adam ol adam!" diye bağırırız; "adam olmak" bir ideadır, birisi "ona göre"dir ya da değildir. Ama ideanın kendisi hep olduğu gibidir. Bu düşünülenler, "başka bir alemde" değildir; düşündüğümüz (gördüğümüz değil) yerdedir.

3) İdeaların Demiourgos'un kafasının içinde olması: Bu bir önceki yorumun bir sonucu olarak söylenmiştir. Ama itiraf edeyim ki, böyle bir sonuç çıkaranını ilk defa görüyorum. Sayın Şengör, Platon'u Anselmus'la karıştırıyor galiba. Anselmus'a göre, idealar "Tanrının zihnindeki izlenimlerdir; yaradılanları bu izlenime göre yaratır". Platon'un idealarına, ontik düzlemde yer tayin eden Plotinos bile bu kadar ileri gitmemiştir: Plotinos'a göre, idealar duyulur dünyayı aşan nous'tadır (akıl) evet ama nous Bir'de değildir; onun sudur etmesiyle (proodos, emanatio), taşmasıyla ortaya çıkmıştır. Platon'un Timaios diyalogunda ise Demiourgos birinci cins olan idealara bakarak, ikinci cins olan tek tek şeyleri, üçüncü cins olan khora'da "işlemiştir, şekillendirmiştir". Yani Platon şunu söylüyor: bir şey, bir şey olacaksa, "kendi ideasına göre" olmalıdır; bir şeyin ne olduğunu söyleyebilmemiz için, ideasına bakmamız gerekir; Demiourgos da böyle yapar.

4) Aristoteles'te "saçma" olan ne varsa, ona bu saçmalıklar Platon'dan gelmiştir. Bu iddia temelsizdir. Her iki filozofun "sıkı" bir okunması bize, Aristoteles'in Platon'da dağınık bir şekilde ortaya konanların düzenli bir "teorisi"ni yaptığını göstermektedir. Bunun için, örnek durumlarla, uzun uzun yazmak gerekir; şimdilik bu konuya girmiyoruz.

5) Sokrates'i ölüme mahkum edenlerin çok mantıklı şeyler söyleyen kişiler oldukları. Örnek? Nerede, kim, ne zaman mantıklı şeyler söylemiş? Sokrates'in "devletin tanrılarını tanımayan bir dinsiz olduğunu" söylemek mi mantıklı bir şey söylemek, yoksa Sokrates'in "gençleri baştan çıkardığını" söylemek mi? Yoksa, bizim bilmediğimiz yazıları vs. mi var bu devlet adamlarının, "filozoflar"ın?

Bu yazı, Platon üzerinden bir polemik yazısı olarak kaleme alındı. Polemik, umarım polemos (savaş) olarak alınmaz. Sayın Celal Şengör'ün hocalığına, bilgisine, siyasi düşüncelerinin bazılarına bir saldırı yok burada; amaç felsefenin, yani Platon'un haklarını savunmak. Celal Şengör Hoca'nın programda biraz yanlış bir şekilde Whitehead'ten aktardığı gibi "Bütün felsefe (Sayın Şengör, sadece "modern felsefe" dedi) Platon'a düşülen dipnotlardan ibaretttir" çünkü.    

9 yorum:

  1. Celal Hoca dahil herkese bayram hediyesi olmuş Hocam. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yazmışsın katılıyorum bir nokta da sıkıntım var ama. Aristoteles'te mistik bir sezgi mi "noesis"? O da bir tür düşünceyle görme değil mi? Aristoteles ideaları değil de ilk ilkeleri doğrudan kavramaktan söz ediyor. Onların dolaylı kavraması olsa sonsuz geri gidişe neden olur vs. vs. vs.

      Sil
    2. Mistik demedim; doğrudan doğruya kavrama anlamında kullandım. Tümel kavram derken kastettiğim genelin yakalanması. Eleştirin için teşekkürler...

      Sil
    3. Yorumları silmek yerine ne demek istediklerine bakın.

      Sil
    4. Hangi yorum silindi?? Ben kaçırdım sanırım...

      Sil
  2. Oldukça güzel ve net bir yazı olmuş, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil